|
Tarih
tekerrürden ibaret!

BUGÜN aslında
sizlere Dalay Lama’nın Washington ziyareti
üzerine Çin-ABD gerginliğinde oynanan ikinci
perdeye değinecektim; ancak İngiliz Financial
Times gazetesinde yayınlanan bir değerlendirme
zihnimde bir takım soru işaretlerine ve
hatırlamalara vesile oldu ve kendi kendime
“Acaba gerçekten tarih tekerrürden mi
ibarettir?” diye sordum. Tabiî ki bu soruyu
cevaplayabilmek için de bugünkü yazımın konusunu
değiştirmek zorunda kaldığım da bir gerçektir.
Şimdi önce bakalım Financial Times ne diyordu?
İngiliz Financial Times gazetesi, ABD’nin
İran’dan olası tehditlere karşı kurmak istediği
füze savunma sisteminin, Türkiye’nin direnmesi
nedeniyle geciktiğini öne sürdü ve eninde
sonunda Türkiye’nin bu sistemin kurulmasını bir
şekilde kabul edeceğini ima etti.
devamı
Cumhurbaşkanı neden Pakistan’a dikkat çekti?

GEÇTİĞİMİZ hafta
Radikal gazetesinde Murat Yetkin’in
Cumhurbaşkanı Gül’ün Hindistan ziyareti
sırasında Pakistan’ın durumunu resmeden
açıklamasını okuyucularıyla paylaşması,
Pakistan’ın içinde bulunduğu süreci farklı bir
bakış açısından gündeme getirdi. Cumhurbaşkanı
Gül, Pakistan’da çok güç odağı bulunduğunu,
gizli servislerin, yabancı örgütlerin ülkede
cirit attığını ve Pakistan’da askeri darbe
tehdidi altında parçalı iktidarların ülkeye bir
türlü istikrar getiremediğinin altını çiziyordu.
Kanaatimce, Cumhurbaşkanı Gül’ün bu
değerlendirmesi kişisel düşüncesi veya
çıkarsamalarının ötesinde Pakistan’daki mevcut
durumu tespit etmesi bakımından önemliydi.
devamı
Çin-ABD gerginliği

NEREDEYSE son bir
aydır uluslararası politikayı Çin-ABD gerginliği
işgal etmiş
durumda. ABD’de kongrenin Tayvan’a Patriot füze
savunma sistemi , F-16 savaş uçakları ve saldırı
helikopterleri gibi yüksek teknoloji silahların
bulunduğu 6,2 milyar dolar değerinde silah
satışını kabul etmesinin ardından ortaya çıkan
kriz Çin- ABD ilişkilerini de temelden sarstı.
devamı
Çin ile yeni bir sayfa
GEÇTİĞİMİZ hafta
Ankara’da Stratejik Düşünce Enstitüsü Yükselen
Çin ve Dünya Düzenine Etkisi başlıklı bir beyin
fırtınası düzenledi. Benim de katılımcı olarak
bulunduğum bu toplantıda Çin enine boyuna masaya
yatırıldı. Tam da bu toplantı gerçekleşirken
İstanbul’da da Afganistan’la ilgili önemli bir
toplantı gerçekleştiriyordu. Kuşkusuz
toplantının mahiyetinin ötesinde öyle bir
katılımcı vardı ki, bizim Ankara’daki
toplantımızla da aslında özü itibariyle
örtüşüyordu. Bu katılımcı Çin Dışişleri Bakanı
Yang Jiechi idi. Dışişleri Bakanı Yang,
toplantıya Çin Devlet Başkanı Hu Jintao’nun Özel
Temsilcisi sıfatıyla katılıyordu. Tabii ki, 5
Temmuz’da Urumçi’de yaşanan olayların ardından
kopma noktasına gelen Türk-Çin ilişkileri
açısından bu ziyaret oldukça önemli bir
gelişmeydi. Dahası uzun zamandan beri Türkiye’yi
ziyaret eden ilk Çin Dışişleri Bakanıydı. Her ne
kadar biz kendisini Urumçi olaylarının ardından
yaşanan süreçte Türkiye’yi bilgilendirme
bağlamında Ankara’ya bekliyorduk ama kendisi
gelmek yerine birkaç büyükelçiyi göndermekle
yetinmişti.
devamı
Avrasya’nın yükselen yeni gücü
NE zaman Türkiye’den
Suudi Arabistan’a bir yetkili gitse, ya da
oradan bir yetkili Türkiye’ye gelse, hemen
Türkiye’de kıyametler kopar. Suudi Kralı
Abdullah’ın 2007’de Türkiye’ye yaptığı ziyaret
süresince ve sonrasında Türk medyasında yaşanan
tartışmaları hatırlayalım. Geçtiğimiz hafta
Başbakan Erdoğan bir kez daha Suudi Arabistan’ı
ziyaret etti. Aslında Suudi Arabistan,
Erdoğan’ın ziyaretinden çok daha önce
Türkiye’nin gündemine oturmuştu. Her yıl beş
farklı kategoride verilen “Kral Faysal
Uluslararası Ödülü”nün en büyük ve en önemlisi
olan “İslam’a Hizmet Ödülü” bu sene Başbakan
Erdoğan’a verileceğinin açıklanmasıyla
Türkiye’de de konu hemen gündeme yansımıştı.
devamı
Yeni müttefikimiz Japonya
TÜRK dış politikası,
2010 yılına çok hızlı başladı. Türk dış
politikası, yeni vizyonunu belirlediği
Büyükelçiler konferansıyla merhaba dediği yeni
yılda Türk dış politikasındaki etkin değişime
ilk tepkiler de gelmeye başladı. Önce, Mısır’da
dolaylı bir tepki geldi; yardım konvoyuna zor
anlar yaşatarak bir nevi Türkiye’nin Orta
Doğu’daki yeni rolüne tepki koydu. Yetmedi,
Mısır’ın son zamanlardaki yeni stratejik ortağı
İsrail de kendince Türk büyükelçisini
aşağılamaya çalışarak Türkiye’nin bölgedeki yeni
rolünü kabullenmek istemediğini göstermeye
çalıştı; ama silah kendi elinde patladı.
Yaratılan kriz, Türkiye’nin Orta Doğu
halklarının gözünde daha itibarlı bir pozisyona
gelmesine neden oldu.
devamı
Mısır neyi hazmedemiyor ?
Geçtiğimiz
hafta Türk dış politikası açısından önemli
gelişmelerle geçti. Zira Türkiye cumhuriyetinin
kuruluşunun 100. yılı olan 2023’e dünyanın ilk
on devleti arasında küresel etkisi olan
diplomatik bir güce sahip Türkiye ile girebilmek
için Türk dış politikasına yeni bir vizyon
kazandırmak amacıyla büyükelçiler konferansı
toplandı. Konferansa Türkiye’yi dünyanın dört
bir yanında temsil eden diplomatlarımız katıldı.
Dışişleri Bakanı Davutoğlu konferansta Türk dış
politikasının yeni vizyonu ile ilgili çok önemli
mesajlar verdi. Türkiye, yeni bölgesel ve
küresel siyasetini belirlerken ilk tepki de
hemen Mısır’dan dolaylı olarak geldi. Mısır,
Gazze’ye gitmekte olan yardım konvoyuna
müdahalede bulunarak konvoydaki çeşitli
milletlerden insanlara karşı taşlı sopalı
saldırıda bulundu. Yetmedi, Gazze’de gözetleme
kulelerinden insanların üzerine Mısırlı askerler
ateş açtı.devamı
Sürekli Tecrit
BOLŞEVİK
Devrimi’yle birlikte Sovyet aydınları arasında
yaşanan sürekli devrim tartışması, benzer
şekilde 1940’lardan itibaren Çin’de daha sonra
da tüm komünist devletlerde ve komünist
partilerde tartışılmıştır. Ardından komünist
dünyayı aşarak İran’da İslam Devrimi’nin
geleceği üzerindeki tartışmalara rehberlik
etmeye başlamıştır. Belki de sürekli devrim
retoriğinin tek tartışılmadığı komünist ülke
Kuzey Kore olmuştur. Bugün, Kuzey Kore, sürekli
devrimi tartışmak yerine “sürekli tecrit”
söylemini “tartışmadan!” benimsemiştir.
devamı
Türk dış politikasında kimlik kayması

BİRKAÇ gün sonra
yeni bir yıla büyük umutlarla girmiş olacağız.
2009 yılı Türkiye için oldukça hareketli bir yıl
oldu. 2009 yılı açılımlar yılı olarak tarihe
geçti. Ermeni açılımı, Kürt açılımı, İran
açılımı, Suriye açılımı ve Davos açılımı...
Açılımlarla özellikle dış politikada Türkiye
ezber bozdu. Türk dış politikasında 2009’daki
hızlı değişimde aslında Dışişleri Bakanlığındaki
görev değişiminin de etkisi büyük oldu.
Dışişleri Bakanı Gül’ün Cumhurbaşkanlığı
makamına seçilmesi, yerine ekonomi alanında
uzmanlaşmış Ali Babacan’ın dışişleri bakanı
olması, ister istemez dış politikayı da bir süre
yavaşlattı. Babacan’ın doğal olarak,
uzmanlaştığı AB dışında diğer dış politika
konularına çok fazla hâkim olamaması nedeniyle
giderek çetrefilleşen uluslararası politika
karşısında Türk dış politikası sağlam duruş
alamadı. Konunun vahametini gören hükümet, Prof.
Dr. Ahmet Davutoğlu’nu dışişleri bakanı olarak
atadı.devamı
Uygur Açılımı ?
Temmuz’da
Urumçi’de yaşananlar halen hafızalarımızda
tazeliğini koruyor. Ancak hiçbir şey zamanın
aşındırıcı gücüne dayanamıyor. Hayat dinamik ve
hızla akıyor. Temmuz ayından bugüne dünya ve
Türkiye gündemi çok hızlı değişti. Gündemdeki bu
hızlı değişim, kuşkusuz Uygur sorununu da
yakından etkiledi ve giderek Türk kamuoyundaki
tesirini kaybetti. Ancak bu tesiri her daim
yüreğinde yaşayan bir avuç insanın gündemi hiç
değişmedi... İşte bu bir avuç insandan biri olan
Dünya Uygur Kurultayı Başkan yardımcısı Seyit
Tümtürk ve Gökbayrak dergisi editörü Dursun
Süydünlü geçtiğimiz hafta üniversitede beni de
ziyaret ettiler. Uygurlar konusunda Türkiye’de
ve dünyada en yetkin isimlerden birisi olan
sayın Tümtürk hazır bizi ziyarete gelmişken biz
de Doğu Türkistan konusunda aklımıza gelen tüm
soruları sorma imkanı bulduk...devamı
Komplo Teorisi
KOMPLO
Teorisi, kamuoyu tarafından belli bir şekilde
algılanmış herhangi bir olay hakkında
geliştirilmiş, kamuoyundan saklandığı iddia
edilen bilgilerle, gizli bilgilere veya olayın
arkasındaki görünmeyen güçlerle ilişkilendirilen
alternatif açıklamalara verilen addır.”
Türkiye’nin geçtiğimiz hafta gündemi oldukça
yoğundu. Başbakan Erdoğan’ın ABD’yi ziyaret
etmesi, Aynı gün Tokat’ta yedi askerin şehit
edilmesi ve DTP’nin anayasa mahkemesi tarafından
kapatılması, bu yoğun gündemin ana başlıklarını
oluşturdu. Tüm bu gelişmelerin satır aralarına
bakıldığında bambaşka sonuçlara ulaşmak mümkün.
Bunu mümkün kılacak en önemli unsur ise
uygulayacağımız metodoloji.devamı
Kara
Delik
Geçtiğimiz
hafta Obama , nihayet Afganistan konusundaki
stratejisini açıkladı ve Afganistan’a ek 30 bin
asker gönderileceğini söyledi. Ayrıca, Amerikan
askerlerinin 18 ay sonra ülkelerine döneceğini
söyleyerek bir geri çekilme takvimi de
belirlemiş oldu. Ancak Obama’nın bu yeni
stratejisi ABD’ye 30 milyar dolara mal olacak ve
bu para vergi mükelleflerinin cebinden çıkacak.devamı
|