Dr. Barış ADIBELLİ
 Strateji
 KİTAPLAR
 Yayınlar
 Arşiv
 Gezi Notları
  Yorum

Kuzey Kore Dünyayı  Tehdit Etti

 

  Değerlendirme
Çin ve Rusya'nın İran Manevrası

Obama Çin Seddi'ni Aşamadı

ABD Asya'ya Yöneliyor

Yeşil Devrim
Sivil Darbenin Gölgesinde Yok Olmakta Olan Bir Ulus
Avrasya'da Şii Türk Devleti Projesi
Orta Doğu'da İsrail tek muhatap değil!
Zoraki Diplomasi

Kara Delik

Komplo Teorisi

Türk dış politikasında kimlik kayması

Sürekli Tecrit

Mısır neyi hazmedemiyor ?

Yeni müttefikimiz Japonya

Avrasya’nın yükselen yeni gücü

  Kitaplar
  ...Büyük Avrasya Projesi
   ...Çin'in Avrasya Stratejisi
  ...Doğu Türkistan
  ...Türk-Çin İlişkileri
 ...Stratejik Kuşatma
 ...Çin Dış Politikasında Tayvan  Sorunu

 ... Jeopolitik Ödül Avrasya

 ... Avrasya Jeopolitiğinde Büyük oyun

  YENİ ÇIKANLAR

PAX  SINICA

 

    VİDEOLAR

 

Kuzey Kore/Barış Adıbelli.

Çin neden BM'nin İran kararına evet dedi?

Obama'nın Avrasya Politikası

2009 Kırgızistan Seçimleri

 

 KİTAPLAR

 

 

 

 

 

 

 

 

ANALİZ

TİBET SORUNU

ÇİN RUSYA İLİŞKİLERİ

 

Türk-Çin İlişkileri

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

   İletişim

tel: +90 537 7345613

badibelli@yahoo.com

Dumlupınar Üniv. Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Böl. Merkez kampüs, Tavşanlı Yolu, Kütahya, Türkiye

 
                                                
   

  SON   DAKİKA ******                          SON DAKİKA *****          SON DAKİKA *****

 

Dr. Barış Adıbelli, ABD-Güney Kore Askeri Tatbikatını TRT-Haber'e değerlendirdi

 

Dr. Barış Adıbelli, Çin'in neden BM Güvenlik konseyinde İran'a yönelik yaptırıma olumlu oy verdiğini Ulusal Kanal'da Avrasya Seçeneği programında değerlendirdi.

 Dr. Barış Adıbelli, Kırgızistan'daki gelişmeleri 24 Haber  kanalında değerlendirdi.

 

 

 

Kuzey Kore Dünyayı  Tehdit Etti

Tam boyutlu görseli gösterSon bir haftadan beri Uzakdoğu'da ilginç gelişmeler yaşanıyor. Geçtiğimiz hafta ABD'nin Savunma ve Dışişleri Bakanları Güney Kore'de askerden arındırılmış bölgeyi ziyaret ederek Kuzey Kore'ye sert yatırımların yolda olduğunu açıkladılar. Bu açıklamayı izleyen günlerde de daha önceden planlanmış olan ABD-Güney Kore tatbikatı Güney Kore topraklarında başladı. Tatbikata Kuzey Kore'den ve Çin'den sert tepki geldi. devamı

 

ABD-Güney Kore ortak askeri tatbikatı

ABD ve Güney Kore, Kuzey Kore'nin tehditlerine rağmen ortak askeri tatbikatı başlattı.Tatbikata, ABD uçak gemisi USS George Washington, 20 farklı savaş gemisi ve denizaltı ile 200 uçak ve 8 bin personel katılıyor.Kuzey Kore, ortak askeri tatbikata karşı "nükleer caydırıcısını" kullanma tehdidinde bulunmuştu. devamı

 

 

Kuzey Kore'nin Füze sistemleri

 

 

Kuzey Kore: 'ABD-Güney Kore tatbikatı küresel güvenliğe tehdit'

Vietnam'ın başkenti Hanoi'de düzenlenen Güneydoğu Asya Ülkeleri Birliği (ASEAN) Dışişleri Bakanları Toplantısı'na katılan Kuzey Kore delegasyonundan bakanlık yetkilisi Ri Tong-il, iki ülkenin Kore Yarımadası'nın nükleer silahlardan arındırılmasını istiyorlarsa, tatbikatlara ve yaptırımlara son vermesi gerektiğini söyledi. devamı

 

Kuzey Kore'ye Sert Yaptırımlar Geliyor..

Hillary Clinton ve Robert GatesAmerika Birleşik Devletleri Dışişleri Bakanı Hillary Clinton, Kuzey Kore'ye yeni yaptırımlar uygulayacaklarını açıkladı.Hillary Clinton, yaptırımlarla ilgili detaylı bilgi vermedi ancak Kuzey Kore'nin silah satışına ve lüks maddeleri ihracına yönelik kısıtlamaları artırmaktan söz etti.Clinton, Güney Kore gezisi sırasında yaptığı açıklamada, yeni yaptırımların Kuzey Kore'nin silah almasını ve satmasını önlemeye yönelik olacağını, ayrıca yeni yaptırımlarla nükleer silahların yayılmasını da önleyeceklerini belirtti.devamı

 

Birleşmiş Milletler Kuzey Kore'yi Kınadı

Konsey açıklamaları ancak oy birliğiyle kabul edilebiliyorBirleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi, Mart ayında Güney Kore'ye ait bir savaş gemisinin batmasına yol açan saldırının kınandığı bir açıklamayı oy birliğiyle kabul etti.devamı

 

 

 


 

Hedef Şanghay İşbirliği Örgütü mü?

 

BUSH iktidara geldiğinde kendisine bir tür Mesih rolü biçerek dünyayı dönüştürme görevini üstlendi. Bu doğrultuda, ABD'nin stratejik çıkarlarının olduğu her yerde o meşhur renkli devrimler yürürlüğe kondu. Ukrayna'da başladı, Gürcistan'da devam etti ve nihayetinde Kırgızistan'da mola verdi. 2005 yılında Kırgızistan'da yaşanan halk ayaklanmasının arkasından Rusya'ya yakın duran Askar Akayev devrildi ve yerine Bakiyev geldi. Bakiyev hem halk desteğini hem de başta ABD olmak üzere Batı'nın desteğini arkasına aldı. Halk ayaklanmasını takip eden aylarda Şanghay İşbirliği Örgütü'nün ABD'ye meydan okuyan kararının altına Kırgızistan da imza attı. Bakiyev'in göreve gelmesinden sonra da Kırgızistan bu tutumunu değiştirmedi . Washington yönetimi bu şoku atlatamadan bu sefer de iktidara gelmesinde katkıları bulunduğu Bakiyev, ABD'nin Afganistan operasyonu için kullandığı Manas üssünü kapatma kararı verdi. Her ne kadar daha sonra bu karardan vazgeçilse de Bakiyev için sonun başlangıcına giden sürecin düğmesine basılmasına neden oldu.devamı

 

11 Eylül Cephesi

 

GEÇTİĞİMİZ hafta gerek dünya gerekse Türkiye açısından oldukça hareketli geçti. Rusya'da gerçekleştirilen bombalı saldırılar, Çin'in ABD'deki nükleer güvenlikle ilgili zirveye katılacağını duyurması ve Cumhurbaşkanı Gül'ün Pakistan'ı ziyaret etmesi bu hareketli haftanın en göze batan gelişmeleriydi. İlk bakışta tüm bu gelişmeler birbirinden bağımsız gibi görünse de aslında hepsi birbirini çok yakından ilgilendirmektedir. devamı

 

 

 

Orta Doğu'da Erdoğanizm

 

                                                        

BAŞBAKAN Erdoğan geçtiğimiz cumartesi günü Libya'da Arap Birliği zirvesinde yaptığı konuşmasında son günlerde İsrail'in politikalarını değerlendirerek İsrail'in yaptığını çılgınlık olarak nitelendirdi. Başbakan Erdoğan Arap Dünyası'na da ittifak çağrısında bulunarak Filistin sorununa tribünden değil sahadan bakmak gerektiğini vurguladı. Libya lideri Kaddafi ve Arap Birliği genel sekreteri Amr Musa'nın ayakta alkışladığı bu konuşma ve verdiği birlik mesajı bize 1952-1967 yılları arasında Arap dünyasında fırtına gibi esen Albay Cemal Abdül Nasır'ı hatırlattı. Bir darbenin ardından iktidara geldiği Mısır'da gerek halkına gerekse tüm Araplara büyük bir gelecek sunmuştu. Karizmatik liderliğinin altında tüm Arapları toplamayı başarmıştı. 1958'de Suriye ile birlikte Birleşik Arap Cumhuriyetini kurdu. Nasır'ın Arap dünyasını tek ses ve tek yumruk haline getirmesinde en etken faktör İsrail karşıtlığı idi. Nasır'ın fikirleri hızla Arap dünyasında, Orta Doğu'da yayıldı ve kısaca bu görüşler Nasırizm olarak anılmaya başlandı. Ancak Nasır, Mısır meydanlarında halkın desteğini almakta gösterdiği başarıyı savaş meydanında İsrail'e karşı gösteremedi ve o da diğerleri gibi tarihteki yerini aldı.devamı

 

ABD'nin insan hakları silahı
 

 

ÇİN-ABD ilişkileri geçtiğimiz günlerde ABD'nin yayınladığı insan hakları raporuyla bir kez daha gerildi. Rapor Çin'i insan hakları konusunda sert bir şekilde eleştirmekteydi. Çin de yanıt vermekte gecikmedi ve ABD'nin İnsan Hakları başlıklı raporunu yayınlayarak dünyadaki tüm felaketlerin sorumlusunun ABD olduğunu ilan etti. İnsan haklarının bir dış politika aracı olarak kullanılmaya başlaması eski Amerikan başkanlarından Carter'ın bu yönde uygulamaya koyduğu politikayla başlamıştır. Carter'a göre ABD, insan hakları kavramını kullanarak Sovyetler Birliği üzerinde baskı oluşturacak ve o'nu köşe sıkıştıracaktı. Tam olmasa da ABD bu politikada biraz başarılı oldu. Sovyetler Birliği'nin ortadan kalkmasının ardından ABD bu sefer de aynı politikayı 1989'da Çin'de meydana gelen Tiananmen öğrenci olaylarının sert bir şekilde bastırılmasının ardından Çin hükümetine karşı uygulamaya başladı. O gün bugün Washington yönetimi ile Çin hükümeti arasında insan hakları üzerine amansız bir mücadele yaşanıyor. devamı
 

 

 

Türkiye'ye karşı Takiyye Diplomasisi

 

GEÇTİĞİMİZ hafta, ABD'de Temsilciler Meclisinde yaşanan tasarı rezaleti sonrasında medyada çok şeyler yazıldı çizildi. Bugün ben tekrar bunlara değinmeyeceğim ama bu tasarı 2010'a yeni bir vizyonla giren Türk Dış Politikası'nı ve özellikle de "komşularla sıfır sorun" söylemimizi yakından etkiledi.devamı
 

 

 

 

Çimerika

 

DÜNYA Budistlerinin ruhani lideri Dalay Lama'nın 18 Şubatta ABD başkanı Obama tarafından Beyaz Saray'da kabul edilmesi birkaç aydan beri Tayvan nedeniyle gergin olan Çin-ABD ilişkilerinde ikinci perdenin açılmasına neden oldu. ABD başkanı ile görüşmesinin ardından Dalay Lama medyaya yaptığı açıklamalarla Çin'i iyiden iyiye çileden çıkardı. Çin, 1950'de Tibet'i özgürleştirme sloganı altında Tibet'i işgal etti. 1959 yılında ise Çin, Tibet'i ilhak ederek Çin'in bir parçası haline getirdi. Dalay Lama, 1959'da başarısız bir isyanın ardından Hindistan'a kaçtı ve burada sürgünde Tibet hükümetini kurdu. O günden bugüne Dalay Lama Tibet'in bağımsızlığını savunmakta ve bu yöne dünya çapında müthiş bir propaganda savaşı yürütmektedir. Batı'dan özellikle de ABD'den büyük moral desteği alan Dalay Lama, Çin tarafından ise "bölücü, terörist ve kuzu postuna bürünmüş kurt" gibi suçlamalarla bir halk düşmanı olarak gösteriliyor. Dalay Lama, Büyük Tibet'in kurulmasını savunuyor.devamı

 

Tarih tekerrürden ibaret!

 

BUGÜN aslında sizlere Dalay Lama’nın Washington ziyareti üzerine Çin-ABD gerginliğinde oynanan ikinci perdeye değinecektim; ancak İngiliz Financial Times gazetesinde yayınlanan bir değerlendirme zihnimde bir takım soru işaretlerine ve hatırlamalara vesile oldu ve kendi kendime “Acaba gerçekten tarih tekerrürden mi ibarettir?” diye sordum. Tabiî ki bu soruyu cevaplayabilmek için de bugünkü yazımın konusunu değiştirmek zorunda kaldığım da bir gerçektir. Şimdi önce bakalım Financial Times ne diyordu? İngiliz Financial Times gazetesi, ABD’nin İran’dan olası tehditlere karşı kurmak istediği füze savunma sisteminin, Türkiye’nin direnmesi nedeniyle geciktiğini öne sürdü ve eninde sonunda Türkiye’nin bu sistemin kurulmasını bir şekilde kabul edeceğini ima etti. devamı
 

 

Cumhurbaşkanı neden Pakistan’a dikkat çekti?

 

GEÇTİĞİMİZ hafta Radikal gazetesinde Murat Yetkin’in Cumhurbaşkanı Gül’ün Hindistan ziyareti sırasında Pakistan’ın durumunu resmeden açıklamasını okuyucularıyla paylaşması, Pakistan’ın içinde bulunduğu süreci farklı bir bakış açısından gündeme getirdi. Cumhurbaşkanı Gül, Pakistan’da çok güç odağı bulunduğunu, gizli servislerin, yabancı örgütlerin ülkede cirit attığını ve Pakistan’da askeri darbe tehdidi altında parçalı iktidarların ülkeye bir türlü istikrar getiremediğinin altını çiziyordu. Kanaatimce, Cumhurbaşkanı Gül’ün bu değerlendirmesi kişisel düşüncesi veya çıkarsamalarının ötesinde Pakistan’daki mevcut durumu tespit etmesi bakımından önemliydi. devamı
 

 

Çin-ABD gerginliği

 

NEREDEYSE son bir aydır uluslararası politikayı Çin-ABD gerginliği işgal etmiş durumda. ABD’de kongrenin Tayvan’a Patriot füze savunma sistemi , F-16 savaş uçakları ve saldırı helikopterleri gibi yüksek teknoloji silahların bulunduğu 6,2 milyar dolar değerinde silah satışını kabul etmesinin ardından ortaya çıkan kriz Çin- ABD ilişkilerini de temelden sarstı. devamı

 

 

Çin ile yeni bir sayfa

 

GEÇTİĞİMİZ hafta Ankara’da Stratejik Düşünce Enstitüsü Yükselen Çin ve Dünya Düzenine Etkisi başlıklı bir beyin fırtınası düzenledi. Benim de katılımcı olarak bulunduğum bu toplantıda Çin enine boyuna masaya yatırıldı. Tam da bu toplantı gerçekleşirken İstanbul’da da Afganistan’la ilgili önemli bir toplantı gerçekleştiriyordu. Kuşkusuz toplantının mahiyetinin ötesinde öyle bir katılımcı vardı ki, bizim Ankara’daki toplantımızla da aslında özü itibariyle örtüşüyordu. Bu katılımcı Çin Dışişleri Bakanı Yang Jiechi idi. Dışişleri Bakanı Yang, toplantıya Çin Devlet Başkanı Hu Jintao’nun Özel Temsilcisi sıfatıyla katılıyordu. Tabii ki, 5 Temmuz’da Urumçi’de yaşanan olayların ardından kopma noktasına gelen Türk-Çin ilişkileri açısından bu ziyaret oldukça önemli bir gelişmeydi. Dahası uzun zamandan beri Türkiye’yi ziyaret eden ilk Çin Dışişleri Bakanıydı. Her ne kadar biz kendisini Urumçi olaylarının ardından yaşanan süreçte Türkiye’yi bilgilendirme bağlamında Ankara’ya bekliyorduk ama kendisi gelmek yerine birkaç büyükelçiyi göndermekle yetinmişti. devamı
 

Uygur Açılımı ?

 

Temmuz’da   Urumçi’de yaşananlar halen hafızalarımızda tazeliğini koruyor. Ancak hiçbir şey zamanın aşındırıcı gücüne dayanamıyor. Hayat dinamik ve hızla akıyor. Temmuz ayından bugüne dünya ve Türkiye gündemi çok hızlı değişti. Gündemdeki bu hızlı değişim, kuşkusuz Uygur sorununu da yakından etkiledi ve giderek Türk kamuoyundaki tesirini kaybetti. Ancak bu tesiri her daim yüreğinde yaşayan bir avuç insanın gündemi hiç değişmedi... İşte bu bir avuç insandan biri olan Dünya Uygur Kurultayı Başkan yardımcısı Seyit Tümtürk ve Gökbayrak dergisi editörü Dursun Süydünlü geçtiğimiz hafta üniversitede beni de ziyaret ettiler. Uygurlar konusunda Türkiye’de ve dünyada en yetkin isimlerden birisi olan sayın Tümtürk hazır bizi ziyarete gelmişken biz de Doğu Türkistan konusunda aklımıza gelen tüm soruları sorma imkanı bulduk...devamı
 

 

 

 

 

   

© 2010 www.barisadibelli.com

** sitedeki yazılar kaynak gösterilmeden kullanılamaz !!!