English French German Spain Italian Dutch Russian Portuguese Japanese Korean Arabic Chinese Simplified
Üyelik Girişi
Videolar
SOSYAL AĞ
Sosyal Ağlarda 
 
Site Haritası
Takvim
BARIŞ ADIBELLİ
badibelli@yahoo.com
Çin’in korktuğu başına mı geldi?
06/09/2019

Aylardır, Hong Kong’da Çin merkezi yönetiminin suçluların Çin’e iadesine yönelik kanun değişikliğine karşı protesto gösterileri düzenleniyor. Tam bundan 30 yıl önce  Pekin’de Tiananmen Meydanı’nda patlak veren öğrenci gösterilerine benzetilen Hong Kong’daki gösterilerde bugüne kadar herhangi bir çözüm ya da bir gelişme olmadı. Pekin yönetimi, bu gösterileri tamamıyla bir anarşi olarak görmektedir; hatta bir adım öteye giderek bir şekilde göstericileri dış güçlerle ilişkili olarak değerlendirerek, bunun bir sivil terör eylemi olduğu kanısı da yaratmaya çalışmaktadır. Tıpkı Tiananmen öğrenci olaylarında da olduğu gibi Hong Kong’da da temel tema demokrasi olarak ortaya çıktı. Çin, bu gösterilerin baş sorumluları olarak ABD ve İngiltere’yi görüyor. Pekin’in yaptığı açıklamalarda ABD net bir şekilde suçlanırken İngiltere üstü kapalı olarak değiniliyor ve resmi açıklamalarda pek fazla yer almıyor. ABD’nin bilindik tavrı anlaşılırken İngiltere’nin son dönemde yeniden eski emperyal günlerinin arayışına girdiği gözden kaçmıyor. Orta Doğu’da, Akdeniz’de ve Asya’da birçok sorunda İngiltere’nin parmak izlerine rastlanması artık çok şaşırtıcı değil.

ABD’NİN GÖZÜNÜ DİKTİĞİ YENİ YER HONG KONG

ABD, Hong Kong konusundaki  suçlamaları pek tabi kabul etmiyor ama Trump eğer Çin isterse göstericiler ile Pekin arasında ara bulucu olarak görev yapabileceklerini ve bu sorunu kısa sürede çözebilecekleri teklifinde bulundu. Ancak meselenin geri planı farklı. Bunu da Danimarka ile Grönland’ın satışı üzerine yaşanan son tartışmanın satır aralarında görüyoruz. Trump, gözünü koyduğu jeostratejik önemi olan her şeyi almak istiyor. Bir iş adamı olan Trump’a göre her şeyin bir fiyatı var. ABD’nin Asya’da göz diktiği yeni yer Hong Kong gibi gözüküyor. Geçmişte İngiltere’nin elinde bulunan Hong Kong’u bu sefer de ABD istiyor. 2047 gelmeden yani Hong Kong’un Çin ile tam entegrasyonu olmadan bu sorunun halledilmesi gerekiyor. Böylece, ABD, bir taraftan Tayvan öteki taraftan da Hong Kong ile Çin’i kendi içinden parçalamak istiyor.

Çin başından beri böyle bir olayın olabileceği konusunda hep bir beklenti içindeydi ve bu bağlamda bununla ilgili bir çok senaryo çalışması ve  simülasyon çalışması zaten yapmış idi. Bu sadece Hong Kong merkezli bir beklenti, aynı zamanda Çin’in diğer özerk bölgeleri konusunda da aynı hassasiyetle yaklaştığını biliyoruz. Özellikle Uygur Özerk bölgesi ve Tibet bölgesi Çin’in ağırlıklı odaklandığı bölgelerdir.

ÜÇ FARKLI ÇİNLİ

Çin’in yaşadığı aslında bir kimlik problemi. Hong Konglular başından beri İngiltere’nin kendilerini Çin’e devretmesini bir türlü kabullenememişler ve İngiltere’ye karşı oldukça öfkeliler: “İngiltere bizi Çin’e vermemeliydi” diyorlar. Şimdi önümüzde üç farklı Çinli var: Ana karadaki yani Çin’deki komünist Çinliler, Tayvan’daki Amerikan yanlısı Çinliler ve Hong Kong’daki İngiltere yanlısı Çinliler.

Görüldüğü üzere, tam bir  kimlik bunalımı var. Tayvan’daki Çinliler geçmiş tarihlerini reddederek yapay bir tarih yazmaya bile çalışmışlardı. Kendilerini Çinli değil Tayvanlı olarak görüyorlardı. Oysa Çin ana karasından geleli yüz yıl bile olmamıştı. Şimdi benzer bir durum Hong Kong’da. Oradaki Çinliler kendilerine Hong Konglu diyor ve bir batılı olarak görüyorlar. Bu da Çin için bu yeri Çin toplumuna, devletine ve kültürüne entegre etmede büyük bir sorun teşkil ediyor. İnsanları kazanamadığı sürece Pekin yönetimi bu bölgeleri kontrol edemeyecek gibi gözüküyor. İngiltere, Hong Kong’u her en kadar 1997’de Çin’e devretmiş olsa da elini bu bölgeden hiç bir zaman çekmedi. Her zaman bir gölge gibi Hong Kong’un üzerinde bulunmaya devam etti. Asya’da ki bütün örtülü, gizli finansal ve siyasi operasyonları Hong Kong’dan yürüttü ve yönetti. Birçok batılı firmanın merkezleri Hong Kong’da olması şaşırtıcı değil. Çin hiçbir zaman Hong Kong’daki finansal yapıya güvenmedi aksine onu kopyalayarak daha Çinlileştirilmiş versiyonunu Şanghay’da kurdu.

BİR DEVLET İKİ SİSTEM POLİTİKASI

Nihayet 4 eylül günü suçluların iadesi yasa tasarı geri çekildi. Çin’in bu hamlesi şu ana kadar protestocuların kararlılığını azaltmadı; halen gösteriler devam ediyor. Ancak bu geri adımın Çin için bir ağır faturası olacağı kesin. Çin, bu hamleyle kendisiyle çelişti. Hong Kong’da resmen bir taviz vermiş oldu. Ancak bu tavizin Tibet özerk bölgesinde, Uygur özerk bölgesinde ve Tayvan’da yansımaları olacağı unutulmamalıdır. Çin’deki rejim büyük bir yara aldı. Hong Konglu Çinliler resmen biz Çin Komünist Partisi rejimini istemiyoruz dediler. Bugün Çin’de bir referandum yapılsa halkın ne kadarı Çin’deki mevcut sistemi  ister?

Çin halkı yönetimin ayrımcılık yaptığını düşünüyor. Hong Kong’da adına demokrasi denilen farklı bir yönetim anlayışı varken, Çin ana karasında toplumun tamamının sıkı bir şekilde kontrol altında tutulduğu bir tek parti yönetimi var. Bu duruma da  bir devlet iki sistem deniyor. Ancak Hong Kong’da son olaylarla bu sistem de çökmüş durumda. Bir devlet iki sistem politikası ancak Çin halkına neden Hong Konglulardan farklı olduklarını anlatmak için kullanılan bir bahane olarak hayatını sürdürüyor gibi görülüyor. Bu arada bir devlet iki sistem mekanizması ilk defa Tayvan için hazırlanmış bir politikaydı. Sonra Hong Kong’a uyarlandı; ancak bir başkası için dikilen bir elbisenin ne kadar vücudunuza uyacağı da ayrıca bir soru işaretidir. Ne kadar uyduğu Hong Kong’daki yıllardan beri bitmeyen sorunlarla kendisini gösteriyor.



47 kez okundu. Yazarlar

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın

Yazarın diğer yazıları

Barış Adıbelli ABD’nin paralı askerleri - 19/02/2021
Gara’da terör örgütü PKK’nin şehit ettiği 13 vatandaşımızın acısı ve ABD’nin eğere ve teyide bağlı başsağlığı mesajının öfkesi halen taze iken, ABD’nin bölgeye yönelik politikaları halen belirsizliğini korumaktadır. Biden’ın yemin ederek göreve başla
Bürokratik oligarşinin zaferi - 08/01/2021
ABD’de yaşananlar dünya ve ülkemiz gündemini işgal etmiş durumda. ABD’nin mevcut görevde başkanı Trump şu anda ABD’de neredeyse “halk düşmanı” ilan edilmiş durumda. Öyle ki Facebook ve Twitter bile Trump’ın görev süresi bitene kadar hesaplarını dondu
Siyasi cinnet mi yoksa bir darbe girişimi mi? - 07/01/2021
Dün ABD’nin başkenti Washington’da yaşananlar her halde uzun bir zaman zihinlerden çıkmayacak. Dün yaşananlar, politik anlamda ABD'nin 11 Eylül'ü olarak tarihe geçti. Görevdeki bir Başkan Kongre’ye, seçim sonuçlarına, seçilmiş Başkana, Amerikan halkı
Avrasya Birliği'ne giden yol: Altılı İşbirliği Platformu - 14/12/2020
Geçtiğimiz günlerde Azerbaycan’da tarihi günler yaşandı. Karabağ Zaferi münasebetiyle düzenlenen geçit töreni için 44 gün süren vatan savaşında şehit olan Azerbaycan askerlerinin sayısı kadar Türk Askeri geçit törenine katılmak için Bakü’ye geldi. 10
İran’daki nükleer fizikçi Fahrizade suikastının düşündürdükleri - 30/11/2020
Trump yönetimi, giderayak İran'a üçüncü hamlesini de yaptı. Trump, göreve gelir gelmez İran'a karşı ilk hamlesi nükleer anlaşmadan çekilmekle oldu. Daha sonra ikinci hamlesi Ocak 2020'de İran'ın en güçlü isimlerinden Kasım Süleymani’nin Irak'ta öldür
Rüzgar gibi geçti... - 08/11/2020
Nihayet, ABD başkanını seçti. Aylardan beri Trump mı olacak, Biden mı olacak bu tartışma hem ülkemizin hem de tüm dünya kamuoyunun gündemini işgal etti. Türk kamuoyu da ikiye bölündü. Millet, pazarda, çarşıda, okulda, kahvehanede ve camide Trump mı s
ABD’de Ulusalcılar-Küreselciler mücadelesi - 06/11/2020
ABD’de seçim süreci halen devam ediyor ve kıyasıya bir mücadele var. Şu ana kadar gelen bilgiler ışığı altında Biden ipi göğüslemiş durumda. Trump var gücüyle direnmeye devam ediyor, sonuçların bir komplo olduğunu iddia ediyor ve sonuçlara itiraz ede
ABD’nin yeni başkanı Kamala Harris mi olacak? - 23/10/2020
ABD’de kıran kırana bir seçim yarışı devam ediyor son kez televizyonda tartışma yapıldı anketlere göre Biden önde görünüyor. Seçim kampanyalarında Trump da Biden da aile ilişkilerinden tutun ticari, siyasi ve aklınıza gelebilecek her türlü meseleyi s
Kafkasların ve Hazar bölgesinin jeopolitik geleceği yazılırken - 17/10/2020
27 Eylül’de Ermenistan’ın saldırılarıyla başlayan Azerbaycan-Ermenistan çatışması yoğunluğunu artırarak devam ediyor. Ermenistan’ın uluslararası hukuk kurallarını hiçe sayarak sivilleri hedef alması, Erivan’ın bu savaşı ne kadar kirli bir şekilde yür
 Devamı
manşetler

Türk ve Dünya Tarihinde Yaşanan Olaylar
Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi1
Bugün Toplam24
Toplam Ziyaret36130