English French German Spain Italian Dutch Russian Portuguese Japanese Korean Arabic Chinese Simplified
Üyelik Girişi
Videolar
SOSYAL AĞ
Sosyal Ağlarda 
 
Site Haritası
Takvim
Mısır’da Post Modern Darbe
Mısır’da Post Modern Darbe

Barış Adıbelli

Son aylarda Orta Doğu’da yaşanan gelişmeler nedeniyle komplo teorilerinde de büyük bir artış oldu.zira birçok devlet; hatta bu bölgedeki muhatap devletler dahil bu gelişmelere hazırlıksız yasaklandılar ve dünya kamuoyu için adeta bir sürpriz oldu. Muhtemelen bu gelişmeleri önceden bilen belki de bizzat organizasyonu içinde yer alan birileri mutlaka olmuştur. Bunun da gelecekte bir gün Wiki leaks benzeri bir yeni sızdırmalar olursa okuyabileceğiz…
Wiki leaks demişken İsrail’in bu belgelerde pek fazla yer almaması oldukça ilginç. Dahası, Orta Doğu yaşanan süreçte İsrail oldukça geri planda durmaya gayret ediyor. Aslında tüm süreç İsrail’in menfaatine işliyor. Gelecekte ne yapacağı belli olmayan bir Kaddafi yavaş yavaş gidiyor. Benzer şekilde Suriye de çatırdıyor. Belki kısa bir zaman sonra İran’daki rejime karşı bir dalga başlayacak. Her nedense İsrail ile arası iyi olan rejimler bu sarsıntıları kısa şoklarla atlattılar; ama potansiyel tehditler oldukça çok sallandı.
İsrail’in sadık müttefiki Mübarek gitmeseydi Mısır’da yakın zamanda zaten bir darbe olasılığı kulislerde konuşuluyordu. Darbeciler ordu destekli İslamcı güçlerden oluşacaktı. Böyle bir gelişme başta İsrail’in işine gelmeyecekti. Mübarek yönetimi darbe için oldukça elverişli bir ortam hazırlamıştı. Washington’a göre halkın bir şekilde tatmin edilmesi gerekiyordu ve Mübarek’in gidişine yeşil ışık yakıldı. Zira Mübarek’in iktidarda daha fazla durmasının darbeciler için aslında büyük bir fırsat yarattığı ortaya çıkmıştı. Müslüman Kardeşlerin ve onların etrafındaki İslami grupların Orta Doğu ülkelerindeki en etkin ve örgütlü grup olduğu düşünüldüğünde Mübarek sonrası siyasetin  halkın eline verilmesinin ABD ve İsrail için adeta bir intihar anlamına gelmektedir. Bu nedenle, yönetim orduya devredilerek bir nevi post modern darbe yapılmıştır. Mısırlı Generallerin profillerine yakından bakıldığında hemen hepsinin Amerikan ordusuyla güçlü ilişkileri ve bireysel dostlukları olduğu görülecektir.
Mısır’daki olayların başlamasının hemen arkasından ABD’de yapılan analizlerin ulaştığı temel sonuç: halk ayaklanmasının giderek 1979 İran İslam Devriminin bir benzerine dönüşme ihtimaliydi. Her ne kadar Müslüman Kardeşler, bu ayaklanmalar bahane edilerek örgütün toptan imha edilmesi tehlikesine karşı geri planda durmayı tercih etti. Müslüman Kardeşler hemen her fırsatta iktidara devrim veya darbe ile değil sandıktan gelmek istediklerini belirtmişlerdir.
ABD’nin zaman zaman diktatör olarak da suçladığı Mübarek’i yönetimi orduya devretmesine ikna ettiği açıktır. Zira Mübarek uzun süre baskılara karşı direnmiş, yeni müttefikleri Çin ve Rusya’dan destek beklemiştir. Ne hikmetse, oldukça yüklü askeri alım anlaşmaları yaptığı Rusya ve Çin’den hiçbir destek mesajı gelmemiştir. Oysa 1950’lerin ortalarından bu tarafa Çin, Mısır’ın en yakın dostu olmuştur. Öyle ki zaman zaman bu dostluk ABD’yi dahi geçmiştir. Mübarek, oğlu Cemal’i tıpkı Suriye’de olduğu gibi yerine bırakmak istiyordu. ABD’yi de 11 Eylül sonrası sık duyduğumuz “ Radikal İslamcılar iktidara gelir!”  gelir tehdidiyle ikna etmeye ya da başka bir deyişle şantaj yapmaya çalışıyordu. Fakat buradaki stratejinin en önemli eksiği geçmiş bilgi ve tecrübe noksanlığı idi. Çünkü “İslamafobia” bizzat ABD’nin küresel politikasını yürütmek için icat ettiği yeni bir strateji idi.
Mübarek’in oğul stratejisinin orta vadede Mısır’ı “istenmeyen ellere” vereceği endişesi ABD’yi harekete geçirerek Mübarek’in dışında yeni bir plan hazırlamaya itti. Obama’nın İslam dünyasına hitap ettiği Mısır ve o’nun kudretli lideri Mübarek artık ABD’nin dost ve müttefik yönetimleri arasında değildi. Orta Doğu’da demokratik rejimler takıntısı nedeniyle Mısır’da son noktayı Bush’un koyması gerekirken, daha barışçıl politikalara sahip ve Mısır gibi ülkelerin de tam desteğine sahip Obama’nın yapması  tarihin acı bir cilvesi olarak önümüze çıkmaktadır.
İran’ın dini lideri Ali Hamaney’in Cuma hutbesinde Mısır’daki gelişmeleri İslami bir uyanış olarak yorumlaması Tel Aviv’i ve Washington’u endişeye sevk etmiştir. İran’ın bu konuya yaklaşımı ortadayken Mısır’ın daha seküler bir yapı içerisinde olması tercih edilmiş bu nedenle de yönetim orduya devredilmiştir. Orta vadede ordudaki generaller üniformalarını çıkararak birer sivil general olarak Washington ve Tel Aviv’e verdikleri taahhütlere sadık kalarak Mısır’ın yöneteceklerdir. Mısır Halkının talebi ise bir başka bahara kalacak…
 
 
Paylaş |                      Yorum Yaz - Arşiv     
1537 kez okundu

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın
Hava Durumu
Anlık
Yarın
-3° 1° -3°
Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi1
Bugün Toplam8
Toplam Ziyaret9026