ANA SAYFA
Barış ADIBELLİ
Video
Arşiv
Yorum
 


 
 


 

 



 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 


 
 
 
 
 

Cumhuriyet Gazetesi 21 Nisan 2008

Amerikan hâkimiyetinin yerini ne alacak?

Tek kutupluluğun sona ermesi, sadece diğer devletlerin yükselişinin ya da ABD politikalarının başarısızlığı, çılgınlıklarının sonucu değil. Aynı zamanda küreselleşmenin de bir sonucu.

RICHARD HAASS (*)

 

Tek kutuplu dünya, tartışmasız Amerikan hâkimiyeti bitti. 20 yıl süren, tarih açısından, bir andan biraz daha fazla bir zaman.

Neden sona erdi? Açıklamalardan biri tarihte yatıyor. İnsan, para ve teknolojiyi bir araya getirip verimliliği ve zenginliği arttıran devletler başarılı oluyor. Aynı şey şirketler ve diğer organizasyonlar için de geçerli. Yeni güçlerin yükselişi önlenemedi. Sonuç, hiçbir zaman olmadığı kadar yeni oyuncu bölgesel ya da küresel ölçekte etkili olmayı başardı. Bu ABD'nin gücünü kaybettiği anlamına gelmemekle birlikte birçok diğer yapının çok daha güçlü hale geldiğini gösteriyor. İkinci sebep, tek kutuplu dünyanın sona erişinin ABD politikası oluşu. Hem yaptıkları hem de yapamadıklarıyla ABD, yeni güç odaklarının yükselişini hızlandırdı ve kendi pozisyonunu zayıflattı. ABD'nin enerji politikası (ya da bir politikasının olmayışı), tek kutupluluğun sona ermesinin arkasındaki itici güçlerden biri. 1970'lerdeki ilk petrol şoklarından beri, ABD'de petrol tüketimi yüzde 20 arttı ve çok daha önemlisi petrol ürünleri ithalatı, hacim olarak iki kattan fazla büyüdü, tüketim yüzde olarak iki katına çıktı.

 

Küreselleşme büyük güçlerin nüfuzunu kırıyor

 

Yabancı kaynaklara talepteki bu büyüme, dünyada petrol fiyatlarının, varil başına 20 doların biraz üzerinden 100 doların üzerine çıkmasının nedenlerinden biri oldu. Sonuç, enerji rezervlerine sahip devletlere olağanüstü zenginlik transferi oldu.

ABD'nin ekonomi politikası da rol oynadı. Başkan George W. Bush , Afganistan ve Irak'ta maliyeti yüksek savaşlara girdi, harcamaların yılda yüzde 8 artmasına ve vergilerin düşürülmesine izin verdi. 2001'de 100 milyar doları aşan bütçe fazlası varken 2007'de tahminen yaklaşık 250 milyar doları bulan açık verildi. Artan dış ticaret açığı, gayri safi milli hasılanın yüzde 6'sını geçti. Bu gelişmeler, dolar üzerinde baskı oluşturdu, enflasyonu arttırdı, zenginlik ve gücün dünyanın diğer bölgelerinde toplanmasına neden oldu. ABD mortgage piyasasındaki zayıf geri dönüşler ve tetiklediği kredi krizi de sorunları azdırdı. Irak da Amerikan üstünlüğünün zayıflamasına katkıda bulundu. Askeri, ekonomik, diplomatik ve aynı zamanda insani anlamda çok pahalı bir savaş oldu. Yıllar önce, tarihçi Prof. Paul Kennedy , diğer süper güçlerin başına geldiği gibi, ABD'nin de haddini aştığı ve böylece düşüşe geçtiği tezini ortaya attı. Prof. Kennedy'nin teorisi, son olarak Sovyetler Birliği deneyiminde sınandı, ama ABD de bütün telafi mekanizmalarına ve dinamizmine rağmen bu akıbetten kaçabileceğini kanıtlamış değil. Sonuç olarak, tek kutupluluğun sona ermesi, sadece diğer devletlerin ve organizasyonların yükselişinin ya da ABD politikalarının başarısızlığı ya da çılgınlıklarının sonucu değil. Aynı zamanda küreselleşmenin de bir sonucu. Küreselleşme, uyuşturucudan e-postaya, küresel ısınma, mal ve işgücünden televizyon ve radyo frekanslarına, virüslerden (sanal ve gerçek) silahlara kadar hemen her şeyin sınırlar arası akışını hacim, hız ve önem olarak arttırdı. Bu akışın çoğu hükümetlerin kontrolü ve bilgisi dışında gerçekleşiyor. Sonuçta, küreselleşme, aralarında ABD'nin de bulunduğu büyük güçlerin nüfuzunu kırıyor. Aynı akışın, enerji ihracatçıları (büyük servetler kazanıyorlar), teröristler (interneti eğitim ve yandaş bulmak, uluslararası bankacılık sistemini, kaynakları, küresel ulaşım sistemini, insanları harekete geçirmek için kullanıyorlar), şer ekseni ülkeleri (kara borsa ve yasal ürünlerin, resmi olmayan kanallardan satıldığı gri piyasaları kullanıyorlar) ve Amerikan Fortune dergisinin listesine ilk 500'den giren şirketler (hızla personel ve yatırımlarını kaydırabiliyorlar) gibi devlet dışı oyuncuları güçlendirdiği sık sık görülüyor. En güçlü devlet olmak, artık neredeyse tek hâkim güç olmak anlamına gelmiyor. Bireyler ve gruplar için, önemli bir gücü eline geçirmek ve yansıtmak her zamankinden daha kolay hale geldi. Bütün bunlar kritik sorular doğuruyor: Tek kutupluluğun yerini ne alacak? Bazıları, Soğuk Savaş süresince uluslararası ilişkileri tanımlayan iki kutuplu dünyaya dönüleceğini öngörüyor. Bu mümkün görünmüyor. Çin'in askeri gücü ABD'ninkine yaklaşamıyor. Daha önemlisi, Çin, ülkeyi ekonomik entegrasyon arayışına götürecek ve çatışmadan kaçınmasına yol açacak bir seçimle, ekonomik büyümeye odaklanmasını sürdürecek.

Rusya, iki kutuplu bir dünyanın yeniden yaratılması için belki çok daha hevesli ama aynı zamanda işbirliğinde çıkarı var ve her durumda ABD'ye meydan okuma kapasitesinden yoksun. Çin, Avrupa, Hindistan, Japonya ve Rusya'nın, dominant etkileriyle ABD'ye katılacağı, modern birçok kutuplu dünyanın doğuşunu öngören başkaları da var. Bu görüş dünyanın nasıl değiştiğini gösteriyor. Bölgesel güçlerin, uluslararası örgütlerin, şirketlerin, medya gruplarının, dini hareketlerin, terörist örgütlerin, uyuşturucu kartellerinin ve devlet dışı kuruluşların dahil olduğu, düzinelerce önemli güç odağı var. Bugünün dünyası, gücün, bütünleşmeden çok artan ölçüde dağıldığı bir dünya. Tek kutuplu dünyanın yerini alacak olan ne iki kutupluluk ne de çok kutupluluk. Tek kutuplu dünyanın yerini kutupsuzluk alacak.

Tehditler artacak

Amerika'nın hak ettiği cezayı çekmesini ve tek kutupluluğun, çok kutuplulukla yer değiştirmesini memnuniyetle karşılayanlar, alkışlamayı ertelemeli. Böyle bir dünyada, küresel sorunlara kolektif cevaplar üretmek ve kurumları işletmek çok daha zor olacak. Tehditler artacak. İlişkileri inşa etmek ve sürdürmek çok daha zor olacak. ABD bundan böyle "Ya bizimlesiniz ya da bize karşısınız" dış politikasını sürdürme lüksüne sahip olmayacak. Ama başka kimse de bu lükse sahip olmayacak. Yalnızca, çok daha odaklanmış, yaratıcı ve kolektif bir diplomasi, kutupsuz bir dünyanın, daha düzensiz ve tehlikeli hale gelmesini engelleyebilir.

(*) Dış İlişkiler Konseyi Başkanı (Amerikan düşünce kuruluşu),

 

İngilizceden çeviren: Zeki Tezer (Financial Times, 15 Nisan 2008)

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 
1