ANA SAYFA
Barış ADIBELLİ
Video
Arşiv
Yorum
 


 
 


 

 

 



 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 


 
 
 
 
 

Tercüman Gazetesi, 20 Şubat 2010

Tarih tekerrürden ibaret

 

Barış Adıbelli

badibelli@yahoo.com

 

BUGÜN aslında sizlere Dalay Lama’nın Washington ziyareti üzerine Çin-ABD gerginliğinde oynanan ikinci perdeye değinecektim; ancak İngiliz Financial Times gazetesinde yayınlanan bir değerlendirme zihnimde bir takım soru işaretlerine ve hatırlamalara vesile oldu ve kendi kendime “Acaba gerçekten tarih tekerrürden mi ibarettir?” diye sordum. Tabiî ki bu soruyu cevaplayabilmek için de bugünkü yazımın konusunu değiştirmek zorunda kaldığım da bir gerçektir. Şimdi önce bakalım Financial Times ne diyordu? İngiliz Financial Times gazetesi, ABD’nin İran’dan olası tehditlere karşı kurmak istediği füze savunma sisteminin, Türkiye’nin direnmesi nedeniyle geciktiğini öne sürdü ve eninde sonunda Türkiye’nin bu sistemin kurulmasını bir şekilde kabul edeceğini ima etti.
*
BU değerlendirme bizi hızla geçmiş zamana yani 1950’lere götürdü. Dönemin Başbakanı Menderes ve Türkiye’nin gündeminde Sovyet tehdidine karşın Amerikan Jüpiter füzelerinin Türkiye’ye konuşlandırılması var. Uzun müzakereler sonucu 25 Ekim 1959 tarihinde Türkiye Paris’te füzelerin Türkiye’ye yerleştirilmesine ilişkin anlaşmayı imzaladı. Bu füzeler orta menzilli füze sınıfına giriyordu ve gerektiğinde savaş başlığı takılabiliyordu. İlk etapta 19 füze yerleştirildi. Daha sonra 40 füze daha eklendi. Olay duyulur duyulmaz, Sovyetler Birliği’nden de çok sert bir tepki geldi. Kremlin yaptığı açıklamada olası bir nükleer savaşta ilk hedeflerden birisinin Türkiye olacağını açıkladı. Ardından da hepinizin malumu 1962 yılında Küba Füze Krizi patlak verdi. ABD ve Sovyetler Birliği arasında 13 gün süren füze krizi sonunda ABD’nin Jüpiter füzelerini Türkiye’den sökeceğine dair Moskova’ya güvence vermesiyle sona erdi. 13 gün boyunca Türkiye’nin ruhu bile duymadan Sovyet ve Amerikan hükümeti, Türkiye üzerine kirli bir pazarlık yürüttü ve ABD, Kore Savaşında omuz omuza savaştığı müttefikini o kirli, pazarlıkta hiçe sayarak Moskova’nın önüne sürdü.
*
NE tuhaftır ki, şimdilerde benzer bir durum yine söz konusu. ABD, bu sefer de Türkiye’nin aklını İran tehdidi ile çelip füze savunma sistemi kurmak istiyor. Ne için? İsrail’in güvenliği için. Dünyada herkes biliyor ki, İran’ın füzeleri Amerikan topraklarına ulaşması mümkün değil; ama İsrail topraklarına ulaşması mümkün! Dün bizi Sovyetler Birliği’ne hedef yapan ABD, bugün de İran’ın hedef tahtasına koymaya çalışıyor. Peki, yarın ABD’nin İran’la barışmayacağı ne malum. Şah döneminde Orta Doğu’nun en güçlü ordusu İran ordusuydu. Bu orduyu bu denli güçlü yapan ABD ve İsrail idi. İslam Devrimiyle Şah rejimi değişmeseydi, Şahın önderliğinde İran kiminle savaşmayı planlıyor ya da planlattırılıyordu? Bu soruların cevabı şu an için komplo teorisi olarak düşünülebilir; ama başta İranlılar olmak üzere bir takım yazarlar hedefin Türkiye olduğu konusunda hemfikirler. Lütfen hatırlayalım! Daha dün ABD, Türkiye’ye İran tehdidi nedeniyle Patriot hava savunma sistemi satmaya çalışmamış mıydı? Bölgede en fazla İran tehdidi altında bulunan İsrail’e bile Washington Türkiye’ye gösterdiği kadar hassasiyet göstermiyor.
*
ŞİMDİ soruyorum: Bizim için İran mı tehlikeli yoksa Rusya mı? Gürcistan’da yaşanan savaştan çıkardığımız sonuç nedir? Tüm bu sonuçları değerlendirdiğimizde farklı gerçeklere ulaşacağımız açıktır. Türkiye’nin dış tehdit değerlendirmesinde Rusya ve İran listenin neresinde yer aldığı da bu füzelerin kurulması için önemli ve bir marjinal soru daha: ABD bu füze savunma sistemini gerçekte kime karşı kuruyor? Cevap Rusya olabilir mi? Eğer Rusya’ya karşı Türkiye’de bir savunma sistemi kuruluyorsa, 1962 Küba Füze Krizini Türkiye’nin bir daha yaşayacağı kuşku götürmez bir gerçektir.
*
BÖLGEDE yaşanan stratejik savaş Ankara’dan göründüğü gibi değil. Kimin eli kimin cebinde belirsiz. Netice itibariyle, Türkiye, ilişkilerinde mesafeyi korumalı. Arabulucu olacağız derken kirli bir pazarlığın konusu olmayalım. Tüm bu tarih kokan tartışmaların bize öğrettiği ya da öğretmesi gerektiği tek bir gerçek var: kendi hava savunma sistemini ve füzelerini yapacak bir milli savunma sanayinin tam manasıyla oluşturulması gereği...


 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 
1