|
Uluslararası güvenliğin en
hassas konularından biri olan Tayvan sorununda bugünlerde
önemli gelişmeler yaşanıyor. Tayvan’da Mart 2008’de yapılan
seçimlerde Gomindang’ın (Çin Milliyetçi Partisi) devlet
başkanlığı seçimini kazanması ve Taypey eski belediye
başkanı Ma’nın Tayvan’ın yeni Cumhurbaşkanı olması,
Çin-Tayvan ilişkilerini de yakından etkiledi . Hatırlanacağı
üzere önceki dönem iktidarda olan Demokratik İlerleme
Partisi, ağırlıklı olarak politikalarını bağımsızlık üzerine
kurmuştu. Önceki Cumhurbaşkanı Çen Şu Biyen, birçok kez
Tayvan’ın bağımsızlığına yönelik açıklamaları nedeniyle
Çin’in sert tepkisiyle karşılaşmıştı. Demokratik İlerleme
Partisi’nin aksine Gomindang, Çin ile ilişkilerin
geliştirilmesi, mevcut durumun muhafaza edilmesi ve bölgede
tansiyonu artıracak keyfi açıklamalardan kaçınılmasını esas
alan politikaları savunuyordu. İki parti arasındaki mücadele
o denli yoğunlaştı ki Taypey eski belediye başkanı Ma,
belediye başkanı olduğu dönemde yolsuzluk yaptığı
gerekçesiyle dönemin iktidarı tarafından mahkemeye verildi.
Yargılama sonucu aklanan Ma, mahkeme sürecini iyi bir
şekilde kullanarak bunu sandığa yansıtmayı başardı.
Tayvan’da milliyetçi
partinin iktidara gelmesi, Çin-Tayvan ilişkilerinde de somut
gelişmeler yaşanmasına yol açtı. Tayvan 'Cumhurbaşkanı
Yardımcılığı' görevine seçilen Vincent Siew, geçtiğimiz
Nisan ayında Boao Asya forumuna katılan Çin Devlet Başkanı
Hu Jintao ile görüştü. Bu görüşme, Tayvan’da yüksek düzeyde
resmî bir görevlinin Çin Komünist Partisi genel sekreteri ve
Çin Devlet Başkanı ile ilk görüşmesiydi. Milliyetçi
Parti’nin iktidara gelmesinin yarattığı etki, Çin’de de
kendini göstermişti. Cumhurbaşkanı yardımcısının ziyaretinin
ardından bir başka tarihî gelişme ise; bir zamanlar Çin
Komünist Partisi’nin bir numaralı düşman olarak gördüğü,
1945-1949 yılları arasında silahlı mücadele verdiği ve halk
düşmanı ilan ettiği Gomindang’ın (Çin Milliyetçi Partisi)
lideri Wu’nun Mayıs ayında Çin’e altı günlük bir ziyaret
gerçekleştirmesiydi. Wu, 1949 yılında Çin ile Tayvan
arasında, iç savaş sonrası yaşanan ayrışmanın ardından, bu
ülkeyi ziyaret eden ilk Tayvan iktidar partisi lideri oldu.
Taraflar arasında 10 yıldır doğrudan görüşme yapılmıyordu.
Gomindang lideri Wu, Çin
Devlet Başbakanı Hu Jintao ile yaptığı görüşmede gündemin
üst sıralarında, Çin ile Tayvan arasında karşılıklı uçak
seferleri yapılması ve Çinli turistlerin Tayvan'ı
ziyaretlerine izin verilmesi gibi başlıklar bulunuyordu.
Nihayet, Çin ve Tayvan arasında düzenli uçak seferlerinin
yapılması ve Çin'e giden turistlerin Tayvan'ı da ziyaret
edebilmesine ilişkin tarihî bir anlaşma imzalandı. Ayrıca
iki ülke, karşılıklı vize işlemleri ve resmî temasları
sürdürmek amacıyla sürekli bürolar açılmasına da karar
verdiler. Bu ayrıntı, Çin-Tayvan ilişkilerinde büyük önem
arz ediyor. Zira, Tayvan adasında yaşayan halkın büyük
çoğunluğunu Çinliler oluşturuyor. Adada yaşayan Çinlilerin
büyük bir kısmı Çin’in özellikle güney bölgesinden göç
edenlerden oluşuyor. Bugün birçok Tayvanlının köyü, kasabası
veya geldiği şehir Çin ana karasında bulunuyor. Kimi
Tayvanlının annesi, babası, kardeşleri veya diğer akrabaları
Çin’in çeşitli bölgelerinde yaşıyorlar. Çin kültüründe aile
önemli bir yer işgal ediyor. Özellikle, Çin’in kültüründe
bulunan çeşitli bayramlarda akrabalarla bir araya gelmek
önemli bir kültürel değerdir. Bu nedenle, bilhassa doğrudan
uçak seferlerinin konmuş olması Tayvanlıların ailelerini ve
akrabalarını ziyaret etmeleri konusunda önemli bir adım
olmuştur.
Öte taraftan, bu anlaşma,
sadece kültürel ilişkileri düzenleyen bir karar olmayıp,
Tayvanlı yatırımcıların da Çin’e daha fazla yatırım
yapmasına imkân sağlayacak. Hâlihazırda Çin’de 100 milyar
dolar değerinde Tayvan yatırımı bulunuyor. Bu yatırımlar
içinde yer alan nano teknolojisi ve çip üretimi gibi ileri
teknoloji yatırımları, Çin’in özellikle ilgilendiği konular
arasında bulunuyor. Bunun yanında Tayvan’ın Doğu Asya’da
önemli bir finans merkezi olması nedeniyle Çin’in Tayvan ile
geliştirmekte olduğu ilişkilerin finans alanında da kendini
göstermesi bekleniyor. Batı’yı ve ABD’yi çok iyi tanıyan
uzmanlara ve üniversitelere sahip olan Tayvan, yeni dönemde
bu avantajını kullanarak Çin’den gelecek öğrencileri de
yetiştirme imkânına kavuşacak.
Sonuç olarak, 1949 yılından beri Çin ile Tayvan arasında
yaşanan ve zaman zaman sıcak çatışmaya dönüşmüş olan
gerginlik, yavaş yavaş yerini barış ortamına bırakıyor.
Soğuk Savaş’ın kendi dinamikleri içinde şekillenen
ilişkiler, Tayvan’daki milliyetçilerin iktidarıyla başlayan
yeni dönemde farklı bir boyut kazanıyor. Şüphesiz son
dönemde belli bir istikrar yakalayan Çin-ABD ilişkilerinin
de Tayvan’la başlatılan barış sürecine önemli katkısı oldu.
Çin-Tayvan ilişkilerinin geleceğine yönelik belki de en
önemli mesajı Tayvan'ın yeni Cumhurbaşkanı Ma Ying-jeou,
yemin töreninde “Tayvan ve Çin'in uluslararası ilişkilerde
artık bir ateşkese gitmeleri ve birbirleriyle rekabet etmek
yerine iş birliği içinde çalışmaları gerektiğini” söyleyerek
verdi. |