ANA SAYFA
Barış ADIBELLİ
Video
Arşiv
Yorum
 


 
 


 

 

 



 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 


 
 
 
 
 

Tercüman Gazetesi, 17 Kasım 2009

ABD ASYA’YA YÖNELİYOR

Barış Adıbelli

badibelli@yahoo.com

 

Kasım ayı, geleneksel olarak ABD başkanlarının Asya ülkelerine yaptıkları ziyaretlerin gerçekleştiği bir ay olarak tarihe geçmiştir. Kuşkusuz, bunda Asya Pasifik Devletleri Ekonomik İşbirliği (APEC) forumunun  yıllık zirvesinin nerdeyse hep Kasım ayında yapılmasının da rolü büyüktür. Obama göreve gelmesinden bu tarafa ilk defa Asya’ya bir ziyaret gerçekleştiriyor. Geçtiğimiz hafta başlayan bu ziyaret hâlen devam ediyor. Dokuz gün sürecek bu ziyarette Japonya, Çin, Güney Kore ve Singapur Obama’nın önemli durakları arasında. Bush yönetimi’nin iktidara gelmesiyle birlikte tam anlamıyla Amerikan dış politikası Asya Pasifik bölgesinde büyük bir güç kaybetti. Buna  karşın Çin, bölgede giderek yükselen bir güç hâline geldi ve ABD’nin kaybettiği stratejik mevzileri hiçbir bedel ödemeden birer birer ele geçirdi. ABD’nin bölgedeki çöküşü sadece kendisini değil Japonya ve Güney Kore gibi iki önemli müttefiki de etkiledi. Geleneksel olarak Japonya’ya emanet edilmiş olan Asya-Pasifik nerdeyse son 10 yıldan beri Çin’in gölgesi altına girmeye başladı. Ancak Bush yönetimi zaman zaman Çin tehdidine değinse de asla Orta Doğu merkezli politikasından vazgeçmeyerek İran-Irak-Afganistan sarmalında ya da bir başka deyişle saplantısında çırpınıp durdu. Her ne kadar, Bush yönetimi son dakikada  yaptığı stratejik hatayı anlasa da atı alan çoktan Üsküdar’ı geçmişti…

 

Obama ve ekibi göreve gelir gelmez  Amerikan dış politikası için yeni bir yol haritası çizdi. Aslında, Washington için  bu harita pek de yabancı değildi. Clinton döneminde de temel alınmıştı. Obama, Avrasya merkezli bir Amerikan dış politikası savunuyordu. Bu politikayı gerçekleştirmek için bölgede jeopolitik önemi büyük olan stratejik oyunculara ihtiyacı vardı. Bu bağlamda, Avrasya’nın iki önemli gücü Rusya ve Çin’e karşı Türkiye ve Japonya kartını öne sürdü. Obama, Türkiye ile Rusya’yı, Japonya ile Çin’i dengelemeyi düşünüyor. Bu nedenledir ki, Dışişleri bakanı Hillary Clinton göreve gelir gelmez ayağının tozuyla önce Japonya’yı ardından Türkiye’yi ziyaret etti. Sonra da Obama ilk dış gezilerinden birisini Türkiye’ye yaptı.  Bush yönetiminin dış politikadaki genel başarısızlığının aksine tek büyük başarısı Çin-ABD ilişkilerini başarıyla yönetmiş olmasıdır. Gerçekten de sekiz yıl içinde 2001 yılında yaşanan casus uçak krizinin dışında pek fazla büyük bir kriz yaşanmamıştır. Obama yönetiminin Çin’e bakışı ise Bush’tan tamamen farklı. Küresel ekonomik krizden hasar alamadan çıkan ve yüzde sekizlik bir büyüme yakalayan Çin, Obama yönetiminin en büyük kâbusu olmaya devam ediyor. ABD’nin Rusya ile füze kalkanı konusunda taviz vererek uzlaşmaya varmasının da arkasında yatan en önemli faktör yükselen Çin gerçeğidir. ABD’nin bölgedeki en önemli kozunu Kuzey Kore tehdidi ve bu tehdidi sürekli abartan Japonya oluşturmaktadır.  ABD, Kuzey Kore’yi bir tehdit olarak ortaya sunarak Japonya’yı yanında tutmaya çalışıyor. Ancak Japonya’da da işler eskisi gibi yürümüyor. 1990’ların sonlarına doğru başlayan ekonomik sorunlar ve daha sonraları buna bağlı olarak ortaya çıkan siyasi sorunlar Japonya’yı daha içe kapanık ve kendini sorgular hale getirdi. Bu durum, ülkede bir takım siyasi depremlere neden oldu. Son yıllarda, Japonya,  neredeyse yılda bir başbakan ve kabine değiştirir hale geldi. Ülkede giderek artan milliyetçi hassasiyet Japonya’nın ABD ile olan geleneksel müttefiklik ilişkisini sorgulatır hale getirdi. Japonya Demokratik Partisi, Japon halkına, ABD ile ilişkilerini gözden geçireceğini, Afganistan operasyonuna destek vermeyeceğini ve Okinava’daki Amerikan üssünün buradan kaldırılacağı yönünde verdiği vaatlerle iktidara geldi.  Obama yönetimi, Tokyo’daki iktidar değişikliğinin bölgede bir takım yansımalara neden olacağını fark etmiş durumda. Bu nedenle Asya ziyaretinde Japonya’ya on iki  saat ayırırken Çin’e üç gün gibi uzun bir süre ayırdı. Bu da tabii ki Japonları oldukça kızdırdı. Aslında Obama’nın amacı tehlikeli de olsa Japonya’ya karşı bir kumar oynamaktı. Daha teknik bir deyimle Çin’le bir nevi gözdağı vermek de denebilir… Ancak Japonya’dan ise daha tehlikeli bir takım sinyaller gelmeye başladı. Obama’nın ziyareti öncesinde Japon İmparatoru tahta çıkışının yirminci yıl dönüm kutlamasında yaptığı konuşmada Japon halkından İkinci Dünya savaşında yaşadıkları acıyı unutmamaları yönünde ikaz etti. Bu arada, ABD’den de yanıt gecikmedi.  Obama, atom bombalarının atıldığı Nagazaki ve Hiroşima’yı gezi programından çıkararak ziyaret etmedi. Bu durum,  iki ülke arasında yeni bir dönemin başladığının göstergesidir.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 
1