|
ABD ASYA’YA YÖNELİYOR
Barış Adıbelli
badibelli@yahoo.com
Kasım ayı, geleneksel olarak ABD
başkanlarının Asya ülkelerine yaptıkları ziyaretlerin
gerçekleştiği bir ay olarak tarihe geçmiştir. Kuşkusuz,
bunda Asya Pasifik Devletleri Ekonomik İşbirliği (APEC)
forumunun yıllık zirvesinin nerdeyse hep Kasım ayında
yapılmasının da rolü büyüktür. Obama göreve gelmesinden bu
tarafa ilk defa Asya’ya bir ziyaret gerçekleştiriyor.
Geçtiğimiz hafta başlayan bu ziyaret hâlen devam ediyor.
Dokuz gün sürecek bu ziyarette Japonya, Çin, Güney Kore ve
Singapur Obama’nın önemli durakları arasında. Bush
yönetimi’nin iktidara gelmesiyle birlikte tam anlamıyla
Amerikan dış politikası Asya Pasifik bölgesinde büyük bir
güç kaybetti. Buna karşın Çin, bölgede giderek yükselen bir
güç hâline geldi ve ABD’nin kaybettiği stratejik mevzileri
hiçbir bedel ödemeden birer birer ele geçirdi. ABD’nin
bölgedeki çöküşü sadece kendisini değil Japonya ve Güney
Kore gibi iki önemli müttefiki de etkiledi. Geleneksel
olarak Japonya’ya emanet edilmiş olan Asya-Pasifik nerdeyse
son 10 yıldan beri Çin’in gölgesi altına girmeye başladı.
Ancak Bush yönetimi zaman zaman Çin tehdidine değinse de
asla Orta Doğu merkezli politikasından vazgeçmeyerek
İran-Irak-Afganistan sarmalında ya da bir başka deyişle
saplantısında çırpınıp durdu. Her ne kadar, Bush yönetimi
son dakikada yaptığı stratejik hatayı anlasa da atı alan
çoktan Üsküdar’ı geçmişti…
Obama ve ekibi göreve gelir gelmez Amerikan
dış politikası için yeni bir yol haritası çizdi. Aslında,
Washington için bu harita pek de yabancı değildi. Clinton
döneminde de temel alınmıştı. Obama, Avrasya merkezli bir
Amerikan dış politikası savunuyordu. Bu politikayı
gerçekleştirmek için bölgede jeopolitik önemi büyük olan
stratejik oyunculara ihtiyacı vardı. Bu bağlamda,
Avrasya’nın iki önemli gücü Rusya ve Çin’e karşı Türkiye ve
Japonya kartını öne sürdü. Obama, Türkiye ile Rusya’yı,
Japonya ile Çin’i dengelemeyi düşünüyor. Bu nedenledir ki,
Dışişleri bakanı Hillary Clinton göreve gelir gelmez
ayağının tozuyla önce Japonya’yı ardından Türkiye’yi ziyaret
etti. Sonra da Obama ilk dış gezilerinden birisini
Türkiye’ye yaptı. Bush yönetiminin dış politikadaki genel
başarısızlığının aksine tek büyük başarısı Çin-ABD
ilişkilerini başarıyla yönetmiş olmasıdır. Gerçekten de
sekiz yıl içinde 2001 yılında yaşanan casus uçak krizinin
dışında pek fazla büyük bir kriz yaşanmamıştır. Obama
yönetiminin Çin’e bakışı ise Bush’tan tamamen farklı.
Küresel ekonomik krizden hasar alamadan çıkan ve yüzde
sekizlik bir büyüme yakalayan Çin, Obama yönetiminin en
büyük kâbusu olmaya devam ediyor. ABD’nin Rusya ile füze
kalkanı konusunda taviz vererek uzlaşmaya varmasının da
arkasında yatan en önemli faktör yükselen Çin gerçeğidir.
ABD’nin bölgedeki en önemli kozunu Kuzey Kore tehdidi ve bu
tehdidi sürekli abartan Japonya oluşturmaktadır. ABD, Kuzey
Kore’yi bir tehdit olarak ortaya sunarak Japonya’yı yanında
tutmaya çalışıyor. Ancak Japonya’da da işler eskisi gibi
yürümüyor. 1990’ların sonlarına doğru başlayan ekonomik
sorunlar ve daha sonraları buna bağlı olarak ortaya çıkan
siyasi sorunlar Japonya’yı daha içe kapanık ve kendini
sorgular hale getirdi. Bu durum, ülkede bir takım siyasi
depremlere neden oldu. Son yıllarda, Japonya, neredeyse
yılda bir başbakan ve kabine değiştirir hale geldi. Ülkede
giderek artan milliyetçi hassasiyet Japonya’nın ABD ile olan
geleneksel müttefiklik ilişkisini sorgulatır hale getirdi.
Japonya Demokratik Partisi, Japon halkına, ABD ile
ilişkilerini gözden geçireceğini, Afganistan operasyonuna
destek vermeyeceğini ve Okinava’daki Amerikan üssünün
buradan kaldırılacağı yönünde verdiği vaatlerle iktidara
geldi. Obama yönetimi, Tokyo’daki iktidar değişikliğinin
bölgede bir takım yansımalara neden olacağını fark etmiş
durumda. Bu nedenle Asya ziyaretinde Japonya’ya on iki saat
ayırırken Çin’e üç gün gibi uzun bir süre ayırdı. Bu da
tabii ki Japonları oldukça kızdırdı. Aslında Obama’nın amacı
tehlikeli de olsa Japonya’ya karşı bir kumar oynamaktı. Daha
teknik bir deyimle Çin’le bir nevi gözdağı vermek de
denebilir… Ancak Japonya’dan ise daha tehlikeli bir takım
sinyaller gelmeye başladı. Obama’nın ziyareti öncesinde
Japon İmparatoru tahta çıkışının yirminci yıl dönüm
kutlamasında yaptığı konuşmada Japon halkından İkinci Dünya
savaşında yaşadıkları acıyı unutmamaları yönünde ikaz etti.
Bu arada, ABD’den de yanıt gecikmedi. Obama, atom
bombalarının atıldığı Nagazaki ve Hiroşima’yı gezi
programından çıkararak ziyaret etmedi. Bu durum, iki ülke
arasında yeni bir dönemin başladığının göstergesidir.
|